Tüm zamanların en iyi 10 video oyunu
Oyun dünyasının önde gelen dergilerinden Edge’nin
okuyucuları ve oyun uzmanları, tüm zamanların en iyi bilgisayar oyunu olarak, 10 yıl öncesinin “The
Legend of Zelda: Ocarina of Time” oyununu seçti.
3 boyutlu oyun dönemini başlatan ve Nintendo 64 oyun
konsoluyla oynanan bu oyunla birlikte sadece 5 video oyunu Edge dergisinden 10 üzerinden 10 alabildi. Tüm zamanların
en iyi ilk on oyunundan ilk beşi yalnızca Nintendo oyun konsollarıyla oynanabiliyor.
Edge dergisinin yazı işleri müdürü Tony Mott,
“Eğer video oyunlarında yeniyseniz ve 100 oyunluk tam bir koleksiyon oluşturmak istiyorsanız, okuyucuların
ve uzmanların seçtiği bu oyunları almalısınız. Ocarina of Time 10 yıllık bir oyun
olmasına karşın, iyi bir oyun tasarımının yaşa bağlı olmadığını
gösteriyor” dedi.
Tüm zamanların en iyi ilk 10 video oyunu listesi şöyle oluştu:
1. Legend of Zelda: Ocarina 2. Resident
Evil 4 3. Super Mario 64 4.
Half Life 2 5. Super Mario World 6.
Zelda: A Link to the Past 7. Halo: Combat Evolved 8. Final Fantasy XII 9. Tetris 10. Super Metroid
ERKEK ÇOCUKLAR VİDEO
OYUNU DÜŞKÜNÜ ABD’de yapılan bir araştırmada, erkek çocuklarının kızlardan çok daha fazla
video oyunu oynadıkları belirlendi. “Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine” dergisinde yayımlanan
ve 10-19 yaş grubundaki 1491 kişi üzerinde yapılan araştırmada, bunların yüzde 36’sının
düzenli olarak oyun oynadıkları ve oyun tutkunlarının yüzde 80’inin erkek olduğu ortaya çıktı.
Michigan ve Texas üniversitelerince yapılan araştırmaya göre, erkek çocuklar, hafta içi günde 58 dakika ve
hafta sonu günde 1 saat 37 dakikayı oyun konsollarının başında geçirirken, kızlar hafta içi
44, hafta sonu da günde 1 saat 2 dakika oyun oynuyor.
Araştırmayı yapan bilim adamları,
video oyunlarına harcanan zamanın erkek çocuklarının ödevlerine daha az zaman ayırmalarına neden
olurken, kızlar için bu konuda daha avantajlı bir konum sağladığı yorumunu yaptılar.
Bazı İcatların
İlginç Öyküleri
- Japon şirketi Sony'nin genel müdürü, golf oynarken müzik dinleyebilmesini sağlayacak bir cihaz istemişti.
Bunun üzerine firma teknisyenlerinden oluşan bir ekip ilk kişisel kasetçaları geliştirdi: Walkman!
- İngiliz Percy Shaw basit bir icattan servet sahibi oldu.
1933'de sisli bir gecede neredeyse otomobiliyle bir uçurumdan aşağı düşüyordu. Otomoblin farlarından
yayılan ışığın, yolun kenarındaki bir kedinin gözünden yansıması hayatını
kurtardı. Bu olaydan esinlenen Shaw, kedigözü adını verdiği bir yansıtıcı icat etti. Kısa
süre sonra birçok ülkenin yollarına bunlardan yerleştirildi.
- İlk dikiş makinesini, 1830'da Barthelemy Thimonnier adlı Fransız terzi yapmıştır. Bu
makinede ayak pedalıyla döndürülen bir tekerlek, iğneyi kaldırıp indiriyordu. Bir terzi dakikada ortalama
30 dikiş atarken, bu alet 200 dikiş atabiliyordu. Ancak bir çok terzi bu makine yüzünden işini kaybedebileceği
endişesine kapıldı. Öfkeli bir kalabalık bu aletlerin 80 tanesini tahrip etti.
- İlk başarılı elektrikli süpürgeyi, İngiliz mühendis Hubert Booth icat etmiştir. Booth 1901'de
British Vacuum Company adlı bir şirket kurdu. Booth'un Puffing Billy adını verdiği makine yakıtla
çalışıyor ve evden eve, atların çektiği bir arabayla taşınıyordu. Üniforma giymiş
işçiler evdeki halıları temizlemek için makinenin hortumunu pencereden içeriye uzatıyorlardı!
- Joseph Bramah, karmaşık bir kilit icat etti. Bunu
açabilene de ödül vaat etti. Nihayet, 75 yıl sonra, 1851'de dünyadaki en yeni teknolojilerin gösterildiği Londra'daki
Büyük Sergi'de bir ziyaretçi kilidi açmayı başardı, ama bunun için tam 51 saat uğraştı.
- Daha önce bir sağırlar okulunu yöneten ABD'de yaşayan İskoç Alexander Graham Bell çalışmalarına
üniversitede devam etmiştir. Bell ve Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi bir mikrofon ve kulaklıktan
oluşan ilk telefonu yaptılar. Tarihteki ilk telefon konuşmasını 10 Mart 1876'da Bell yapmıştır.
Pantolonuna yanlışlıkla asit dökmüş ve arkadaşına "Bay Watson lütfen gelir misiniz?" demiştir.
- Atacı, 1900'de Norveçli Johann Vaaler icat etti. Kağıtları sıkıca tutabilmek için, iç içe
geçmiş iki halka oluşturan, metal bir telden ibaret orijinal tasarım, bugüne kadar hemen hiç değişmemiştir.
Daha önceleri kağıtlar iğneleyerek bir arada tutuluyordu. - 1816'da Fransız doktor Rene Laennec Paris sokaklarında dolaşırken,
oynayan iki çocuk gördü. Çocuklardan biri elindeki tahta sopanın bir ucuna kulağını dayamıştı,
öbürü ise tahtanın öteki ucuna iğneyle vuruyordu. Vuruş sesleri tahtanın içinden iletiliyordu. Daha sonra
Laennec bir sayfa kağıdı rulo yaparak iple bağladı. Bunu hastanın göğsüne dayadığında
kalp atışlarını dinleyebiliyordu. Bu alete Yunanca göğüs anlamındaki stethos sözcüğünden
gelen steteskop adı verildi.
Kaynak: Tübitak
yayınları, "Mucitler"(14. basım), Struan Reid - Patricia Fara (Çeviri: Necmi Buğdaycı),
Ankara: Aralık 2002.
|